Zehirleniyoruz
Kozmetik ve temizlik ürünleri üzerine araştırmalar yapan Kimya Yüksek Mühendisi Kudret Livaoğlu, sabahtan akşama kadar maruz kaldığımız kimyasalların birikmesi sonucu kişi başına düşen katkı maddelerinin yılda 2 kiloyu bulduğunu söylüyor.

Zararlı Kimyasallardan Kurtulmak ve Sağlıklı Hayat Kitaplarının yazarı Kimya Yüksek Mühendisi Kudret Livaoğlu, diş macunundan şampuana, sabundan saç boyasına, çamaşır suyundan yumuşatıcıya varana kadar temizlik ve kozmetik sektöründe kullanılan zararlı kimyasalları anlattı. Adeta cadı kazanını andıran temizlik ve kozmetik ürünlerinin içerikleri kullanıcıları dahi şaşırtacak nitelikte. Livaoğlu, kadavra korumak için kullanılan ürünün parfümlerde de kullanıldığını söylüyor. Çocuğunun hastalanması sonucu daha sağlıklı bir hayat yaşamaya karar veren Livaoğlu, sınıf arkadaşı Ayşe Betül Şahin ile birlikte başladığı çalışmaları yazdığı 2 kitap ve markalaştırdığı doğal ünleri ile devam ettiriyor. Kullanılan kozmetik ve temizlik ürünlerinde bulunan zararlı kimyasalların insan sağlığı üzerinde tahmin edilemeyecek tahribatlara sebep olduğunu belirten Livaoğlu, parfümlerin insan DNA’sına hasar verecek içeriğe sahip olduğunun altını çiziyor.
 
dsc_0249.jpg
 
Deodorantlardaki alüminyum tümörlerden çıkıyor
 
Yapılan araştırmalar sonucu deodorantların kansere sebep olduğunun tespit edildiğini söyleyen Livaoğlu, “ Bebeğim olunca sınıf arkadaşımla birlikte günlük hayatımızdaki zararlı kimyasallar nelerdir diye 2 yıl kadar araştırma yaptık. Ülkemizde bu konuda 94-96 yılları arasında kaynak bulamadık. Bu sıkıntıyı gördük ve ilk kaynağı biz oluşturduk.  Kitap çalışmasından sonra insanlara bunu yapmayın, şu zararlıdır demek bir çözüm olmuyordu. Zaten kendime de ürün alamaz haldeydim. O açıdan ben kendime ürün geliştirmeye başladım. Beni de ilk rahatsız eden deodorantlardı. Çünkü üniversite yıllarından beri bende kullanıyordum. Araştırmalara baktık, koltuk altı ile göğüs tıbbi açıdan beraber çalışıyor. Tümörler İngiltere’de inceleniyor ve hemen hemen hepsinin etrafı alüminyum ile kaplandığı görülüyor. Deodorantlarda da alüminyum kullanılıyor.”dedi.
 
Temizlik sektöründe de hayvansal katkılar kullanılıyor
 
Kimya Mühendisi olmasına rağmen temizlik sektöründeki hayvansal katkılar hakkında kendisinin de bilgi sahibi olmadığını belirten Livaoğlu şunları ekledi; “ Kozmetik de hayvansal katkıların bulunduğu biliniyordu. Kimyacı olmama rağmen temizlik sektöründe de hayvansal katkıların bulunduğunu bilmiyordum. Bulaşık ve çamaşır deterjanlarının hepsinde enzim var. Bu enzimler ya hayvan pankreasından ya da bakterilerin genetikleri değiştirilerek elde ediliyor. Birde üçüncü yöntem var bitkisel. Bitkisel yöntem çok pahalı olduğu için endüstriyel olarak tercih edilmiyor. Türkiye’de en büyük üreticiyi aradım ve enzim kaynaklarını sordum. Bu soru ilk defa geldi bize bilmiyoruz kaynağını denildi. Üretim müdürü ile görüşünce hayvansal katkı kullandıklarını öğrendim. Çok şaşırdım. Hiç bir üretici bu soruyu sormamış. Müslüman toplumun her gün makinede yıkadığı tabakların yüzeyi bu maddelerle kaplanıyor. Deterjan firmalarınca özellikle yüzeyde kalsın ve parlaklık versin diye formüller geliştiriliyor. Bu kalıntılar Müslüman toplumun maneviyatı açısından sıkıntılı. Bu sorunları gördükçe alternatiflerine çalıştık. Doğada böyle bir şey yok pırıl pırıl parlayan tabaklar bardaklar. Reklamların yönlendirmesiyle insanlar bu parlaklık ve beyazlığı yakalamak için ürünleri kullanıyorlar.”
 
deterjan.jpg
 
Kişi başına yılda 2 kilo katkı maddesi düşüyor
 
Az miktarda kimyasala maruz kaldığını düşünenlerin durumun ciddiyetini kavramaları gerektiğini vurgulayan Livaoğlu, gün içerisinde sabahtan akşama kadar el yıkarken, duş alırken, diş fırçalarken defalarca kimyasala maruz kaldığımızı hatırlatıyor ve ekliyor; “Kimyasalların ürünlerde kullanımıyla ilgili belli sınırlandırmalar söz konusu.  Bu az miktarlardaki kullanımın insan sağlığını tehdit edecek miktarda olmadığı söyleniyor. Ancak biz az miktarda kullanmıyoruz. Sabah kalk elini yıka, dişini fırçala,  yüzünü yıka,  krem sür, makyaj yap, temizlik yap ve bunların dışında gıda olarak da ye, iç... Gün içerisinde bir sürü kimyasala maruz kalıyoruz. Araştırmalar sonucu elde edilen veriler bir yılda kişi başına 2 kilo katkı maddesi düşüğünü gösteriyor.  Bir kısmını boşaltım yolu ile atıyoruz. Karaciğer temizleme görevi yapıyor vücutta ancak onun yetişemediği, baş edemedikleri yağdokularında birikmeye başlıyor.  Belli seviyelere ulaşınca astım, alerji,  kanser gibi hastalıklarla vücut reaksiyon veriyor. Kozmetik ve temizlik ürünlerinin farkı ten temasıyla kimyasalların vücuda alınıyor olması. Ten temasıyla alınan kimyasallar kana direk karışır. Tübitak’ın yayınladığı makalede, deterjan kalıntılarının, anomali doğumlar, astım, alerji gibi bir çok hastalığa sebep olduğu ve psikolojiye zarar verdiği açıklanıyor. Bunları bilim kabul ediyor. Belki hayat şartları kolaylaşıyor, yeterince temizlik ürünümüz var ve kirleri hemen çıkarıyoruz ama bizden neler gidiyor farkına varalım.”
 
dsc_0246.jpg
 
Türkçe içeriği Türkiye’ye biz getirdik
 
Herkesin kimyacı olmak, işin tekniğini bilmek zorunda olmadığını söyleyen Livaoğlu, ürün arkasındaki içerik bilgilendirilmesinin anlaşılır yapılması gerektiğine dikkat çekiyor. Livaoğlu, “ Ben aldığım ham maddelerin Türkçe karşılığını yanına yazdım ki insanlar ne kullandığımı bilsin. Doktor dahi anlamaz. Kimya farklı bir alan. Müşteri anlamadıktan sonra oraya yazmanın anlamı nedir onu da anlamış değilim. O kadar küçük yazılıyor ki. Bakanlık yazma zorunluluğu getiriyor. Neden getiriyor? Okunsun diye ama okunmaz haldeler. Bakanlık bu konuda yaptırım getirmeli, punto belirlemeli.” dedi.
 
Ev içindeki kimyasal kirlilik dışarıdan daha fazla
 
Ev içi kimyasalları kontrollü kullanmak konusunda ev hanımlarını uyaran Livaoğlu, “Amerika’da yapılan araştırmaya göre ev içindeki kimyasal kirlilik dışarıdan daha fazla. Tüm yüzeyleri kimyasal ürünlerle temizliyoruz. Havalandırmıyoruz. Temiz ve hijyenik bir ortam hazırladığımızı düşünüyoruz. Özellikle evde çocuk varsa temizlik yapılan oda havalandırıldıktan sonra oda kullanılmalı. Uçuşan kimyasallarda tepkimeye giriyor ve daha zararlı hale geliyor.” şeklinde konuştu.
 
dis-macunu.jpg
 
Yüzey temizleyici ve şampuanda aynı hammadde kullanılıyor
 
Evdeki bütün yüzeylerin kimyasallarla silinmemesi konusunda kullanıcıları uyaran Kudret Livaoğlu, “ Yüzey temizleyici şampuanlarda SLS kullanılır. Hem ucuz hem köpük düzeyi çok iyi hem de temizleme kapasitesi iyi. Doğal olarak üretici tarafından tercih ediliyor. Ama bu madde tahriş edici de bir madde aynı zamanda. Tahriş etmesin diye de plastik türevi bir madde koyuyorlar ki cilde bir koruma tabakası oluşsun. Bu da kayganlık hissi oluşturuyor. Sıvı sabunlarda da aynı şekilde bir kullanım söz konusu.”şeklinde konuştu.
 
Yumuşatıcılar depresyona sokuyor
 
Çağın yaygın hastalığı, halsizlik ve depresyonun çamaşır yıkarken kullanılan yumuşatıcılardan kaynaklanabileceğini belirten Livaoğlu, “Yumuşatıcılar direkt psikolojiyi etkiliyor. Müşterilerin talebi var ancak üretmiyoruz. Bitkisel bir formülü var. Ama bitkisel de olsa çalışma mekanizması olarak insan sağlığına zarar veriyor. Yumuşatıcının çalışma prensibi giysilerin üzerinin pozitif yükle yüklenmesi. Çünkü çamaşırdaki elektriği alacak ve yumuşatacak. Ben kimyacı olarak hesaplayamam ne kadar artıya ihtiyacı olduğunu. Fazladan çamaşır üzerinde kalan artılar bireyin elektronlarını çekiyor. Bu sebeple bitkin ve halsiz hissediyor insanlar kendilerini. Özellikle bebek çamaşırları yumuşak olsun diye böyle kimyasallara maruz bırakılıyor. Bilmeden anne bebeğine zarar veriyor.”diye konuştu.
 
dsc_0236.jpg
 
Renkler sadece optik okuyucunun gördüğü bant
 
“Diş macununun arkasında bulunan yeşil, mavi, siyah gibi renkler sadece makinenin görmesi gereken bir banttır” diyen Livaoğlu, “İçeriğe dair bilgi vermez. Bizim ürünümüzün arkası siyahtı. Tepki aldık. En ağır kimyasalı içerdiği düşünülüyordu. Böyle bir şey yok. Bir firma bu şekilde üretmiş ve böyle bir yalanı yaymış. Ama tepkiler üzerine bende yeşil yaptım ve hiçbir kurumdan da izin almadım.”diye konuştu.
 
Duş jelleri ve şampuanlar yüzey temizleyici içeriğine sahip
 
Kullanılan içeriklerin şaşırtıcı ve tahmin edilmeyecek türden benzerlikler barındırdığını söyleyen Livaoğlu sözlerine şunları ekledi; “Yüzey temizleyicide kullanılan SLS, şampuan yapımında da kullanılıyor. Biraz yumuşatıcı maddeler katılıyor ve saç bu yüzden yumuşuyor. Özellikler reklamlarda gördüğümüz o dolgun saçlar katılan silikonlarla elde ediliyor. Saçın dış yüzeyi silikonlarla kaplanıyor. Ayrıca saçın nefes aldığı gözenekleri de tıkıyor. İlk başta parlak ve dolgun görünüyor saçlar ama zamanla yıpranıyor. Çağımızda en büyük sorunlardan biri saç dökülmesi ve seyrek saçlar. En doğal alternatifi zeytinyağlı sabun. Sirkeli su ile durulanınca yumuşaklık veriyor. 1 litre suya yarım çay bardağı sirke koyup durulanınca sabunun verdiği kuruluk engellenebilir. Özellikle elma sirkesi minareleri ile saçı besler, bakterilerden temizler.”
 
Parfümler DNA hasarına sebep oluyor
 
Zaruri ihtiyaçlara alternatif üretme temel prensibiyle çalıştığını belirten Livaoğlu, “Çalışmalar esnasında fark ettim parfümler direk DNA’yı etkileyen katkılar içeriyor. Kalıcılığı sağlamak için plastik konuluyor. Kimyasal içerikli parfümler tenle temas etmese de erkeklerde sperm kalitesini düşürüyor. Bu ürünler çocukların yanında kullanılıyor. Direk DNA hasarına sebep oluyor. Kadavrayı korumak için kullanılan kimyasallar parfüme de konuluyor.”dedi.
 
Saç boyası kalıntıları ceninlerden çıkıyor
 
 Saç boyaları kalıntıları ceninlerden çıkıyor diyen Kudret Livaoğlu,  Saç boyanınca anne saçı geri dönüşümsüz kaybediliyor. Bir daha o renk yakalanamıyor. Saç boyası saç kabuğunu açar, içeri girer ve doğal pigmentleri öldürerek kendi pigmentlerini yerleştirir. Saç uzadıkça doğal pigmentler ve bozuk renkler birleşir ve yeni bir renk ortaya çıkar. Hamilelik boyunca dikkat ediliyor. Hemen doğumdan sonra saç boyatılıyor. Bebek emzirirken de dikkat etmek gerek.” şeklinde konuştu.
 
parfüm.jpg
 
Çamaşır suyu astım ve alerji sebebi
 
Kudret Livaoğlu, çamaşır suyunun bağımlılık yaptığına ve solunum yolunu olumsuz etkilediğine dikkat çekerek ekliyor; “ Bakterileri öldürüyor ama sağlık için çok sakıncalı. İngiltere de bir üniversite de 7 bin çocuk üzerinde araştırma yapılıyor. Çocuklar hep astım, alerji, hırıltılı nefes alma gibi sorunlarla karşı karşıya.  Anneler hamilelik dönemlerinde ve bebeklik dönmelerinde bu çocukları çamaşır suyu ve zirai ilaçlara maruz bırakmış. Çamaşır suyu içerisindeki klor farklı bileşiklerle birleştiği zaman kanserojen maddeler oluşturuyor. Bilim dünyası tarafından da kabul ediliyor. Bilinçli kullanmak gerek. İhtiyaç duyduğumuz yararlı bakterileri de öldürüyor çamaşır suyu. Alternatifi oksijen. Leke çıkarma, beyazlatma ve zararlı bakterileri öldürme özelliği mevcut oksijende de. Sirkenin de dezenfekte etme özelliği vardır. Hijyenik şartlarda daha fazla hastalık gelişiyor. Sünneti seniyyeden uzaklaşıyoruz.  Müminin artığı mümine şifadır. Yararlı bakterilere ihtiyacımız var.”
 
Diş macunu, kordondaki kan akışını yavaşlatıyor
 
Vücuda alınan yabancı maddelerin tahmin dilemeyecek sonuçlarına da değinen Livaoğlu, “Diş fırçalarken anne karnındaki bebeğin kordonundaki kan akışının zayıfladığı görülüyor. Triklosen adında bazı diş macunlarında kullanılan bir madde var. Amaç, ağızdaki bakterilerin gelişimini engellemek. Fakat bu madde anne karnındaki bebeğe kan geçişini yavaşlatıyor. Yavaşlayınca da oksijen azalıyor ve beyin gelişimi olumsuz etkileniyor. Bazı diş macunlarının içerisinde florür bulunuyor. Fareler üzerinde yapılan başka bir araştırma, florür verilen farelerin sürekli düşük yaptığını ortaya koyuyor.”dedi.

MERVE KALAYCI/212 HABER